Geniş geniş evlerimiz, içinde çocukların oynadığı,
hayvanların otladığı kocaman kocaman bahçelerimiz vardı bizim! Evlerin kapıları
sokağa bakardı; o sokaklarda çocuklar top oynar, şarkılar söylerdi. Çocuklar ‘dışarıda ’ oynardı!
Kim aldı çocukluğumuzu? Kim?
Akşam olunca, o sokak kapılarında; kadınlı erkekli, çoluk
çocuk toplanılırdı. Hele bir de mevsim yaz ise; çaylar demlenir, çekirdek
(çiğdem, kabak çekirdeği) çitletilir, muhabbetin beline beline vurulurdu.
Kim çaldı o çiğdemleri, o çayları?
Kim?
Yıkılan her ev, bozulan her bahça, dikilen her apartman
bizden aldı götürdü o günleri, o sıcaklığı…samimiyeti… masumiyeti…Üst kattaki
alt kattakini tanımaz oldu! Mahalle bakkallarımız vardı her birimizin. Mehmet Amca’ları
vardı. Veresiye defterlerimiz vardı bizim. Marketlerden peşin peşin alınmazdı
hiçbir şey. Pos makineleri yoktu bakkalların. Pos makinelerinden geçmezdi
aldıklarımız, gönülden geçerdi. Verilen her söz senetti….
Hani o ‘’dolu gönderilip dolu gelen’’ tabaklar! En güzel
âdetlerimizdendi. Bizdendi… Kim aldı da geri getirmedi dolu tabaklarımızı? Kim?
Hasta olduğumuzda komşumuzun getirdiği o bir tas çorba!
Bizler mi değiştik, onlar mı gittiler? Sezen’in bir şarkısında dediği gibi ‘’Tavan arasına saklanmış
sevdalar, dostluklar.’’ Kim çıkaracak onları tavan arasından? Kim?
Taşkın LAYIK
24.02.2016

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder